Rss Feed
Tweeter button
Facebook button
Myspace button
(Miladi) Kutlu Doğum Haftasını Kutlamıyoruz!

(Miladi) Kutlu Doğum Haftasını Kutlamıyoruz!

Peygamberimiz (a.s.); “Fil yılında, Rebiülevvel ayının 12. Pazartesi günü, tanyeri ağarırken, Şı’b'daki evlerinde doğdu. Riyaziyecilere göre; doğum tarihi şemsî aylardan Nisan ayının yirmisine rastlamış, Mısırlı Mahmud Felekî Paşa da, bunun Milâdî 571 yılı 20 Nisan Pazartesi gününe rastladığını hesapla doğrulamıştır.”
(Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yay. İst.2005, c.1, s.24)

Tarihte Peygamberimizin (s.a.s.) doğum yıldönümü Rebiülevvel ayının 12. gecesi Mevlid Kandili olarak kutlana gelmiştir. Ancak ülkemizde 1989 yılından itibaren 20 Nisan’ın denk geldiği hafta, Kutlu Doğum Haftası olarak ilan edilmiş ve günümüze kadar gelişen süreçte kutlu doğum haftası etkinlikleri, Mevlid Kandili’ni (12 Rebiülevel) gölgede bırakmıştır.

Önce Peygamberimizin doğum tarihi olarak, 571 yılı zihinlerimize yerleşmiş, belleğimizde ay takviminin hiçbir yeri kalmamıştır. Halbuki, Kur’ân-ı Kerim mesajının tamamı Ay Takvimi esasına göre indirilmiş, her biri zaman mefhumuna dayalı olan İslamî kavramlar, Ay Takvimi’ne göre düzenlenmiştir. (http://tiny.cc/rk42vw)

Şimdi ise günümüz gençliği, 12 Rebiülevvel yerine 20 Nisanı öğrendi. Üzülerek belirtmek gerekir ki, genç nesle Peygamberimizin doğum tarihi sorulduğunda alacağınız cevap 20 Nisan 571 olacaktır.

Endişemiz odur ki oruç ve hac gibi belirli günlerde yapılan ibadetlerin de güneş takvimine göre, insanların nefsine hoş gelen günlere sabitlenmesi ihtimali uzak değildir. Çünkü eski ümmetler bunu yapmışlar; orucu senenin kısa günlerine sabitlemiş, haccın günlerini ve rükünlerini değiştirmiş, hatta Allah (c.c.)’ın indirdiği kitabı değiştirmeye cüret etmişlerdir.

Bu gün imkansız gibi görünen bu ve benzeri sapmalara açılan yolları zamanında tıkamak gerekir.

Peygamber efendimizi anmak, onu anlamak ile en güzel haline kavuşur. Bunun daha ziyadesi ise Efendimiz gibi yaşamak ile mümkündür. O halde her yönü ile tüm detaylara sadık kalmak en doğrusu olacaktır. Hayatımızın tümüne nufuz eden takvim konusunda Efendimizin hayatını ayrıştırarak, farklı bir takvim çerçevesinden bakıp onu anlamaya çalışmak, onun sünnetini yaşamak hiç de mümkün olmayacaktır.

Beş yıldır Efendimizin (s.a.s.) doğum yıldönümünü büyüklerimizin yönlendirmesi ile Rebiülevvel ayının 12. gecesinde kutluyoruz.

Yukarıda vurgulanan sebeplerle 20 Nisan tarihine rastlayan günlerde ‘Kutlu Doğum’ adıyla program yapılmamasını, yapılacak programlara da karşı olduğumuzu bildirir ve bundan sonraki çalışmalarımızda konunun hassasiyetinin dikkate alınmasını rica ederiz.

SON PEYGAMBER PLATFORMU

 

———-
Konuyla ilgili iki ayet-i kerime ve açıklaması:

Tevbe Suresi

36. Şüphesiz gökleri ve yeri yarattığı günden beri Allah katında ayların sayısı, Allah’ın kitabında on iki aydır. Onlardan dördü (olan Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb) haram olan (hürmet gereken ay)lardır. İşte dosdoğru din (hesap) budur. O halde onlarda (yani, o haram aylarda savaşıp saygısızlık ederek) kendinize yazık etmeyin, (fakat) müşrikler, sizinle topluca (bu aylarda) savaşırlarsa, siz de onlarla topluca savaşın. Bilin ki Allah, (günahlardan) sakınanlarla beraberdir. [bk. 2/191-194]

(Yüce Allah’ın belirli aylarda yapılan ibadetleri ay takvimine göre koymasında bir hikmet vardır. Yıl içindeki oruç ve hac gibi ibadetlerin değişik zamanlara gelmesiyle hem güneş takvimine göre senenin bütün günleri bu ibadetlerle şereflenmiş hem de zor ve kolay günlerde yapılan ibadetlerle bir imtihan kazanılmış ve de bir dengeleme meydana gelmiş olacaktır. Allah’ı tanıyıp da Hz. Peygamber’i ve Kur’an’ı tanımayan müşrikler, haccı ve savaşı belirli aylarda yapmak için haram ayları güneş takvimine göre sabitleyerek ilâhî kanunun aslî gayesini ortadan kaldırmışlar, kâfirliklerini artırmışlardı. Ancak 34. sene Zilhicce’nin 9-10’unun aynı eski yerine geldiğini tespit eden Resûlullah (s.a.v.) o sene vedâ haccını yapmış ve bunu ilan etmişti. Kamerî (ay) takvimi/hicrî takvim başlangıç olarak Resûlullah’ın hicretini esas almış, güneş takvimi de Hz. İsa’nın doğumunu esas almıştır. Kamerî aylar: Muharrem, Safer, Rebîülevvel, Rebîülâhir, Cemâziyelevvel, Cemâziyelâhir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevvâl, Zilkâde, Zilhicce.)

37. (Haram aylarda savaşmak için bu) ayların yerlerini değiştirip sonraya bırakmak, olsa olsa küfürde bir artış (sebebi)dir ki, onunla kâfirler saptırılır (daha da sapıp giderler).(1) Onlar, bir sene onu (o haram ayı geciktirmeyi) helal ve bir sene haram sayarlar ki (bu da görünüşte), Allah’ın haram kıldığı (ayları)n sayısına uydurmak, (böylelikle de) Allah’ın haram kıldığını helal yapmak içindir. Onlara yaptıkları işin kötülüğü süslü (cazip) göründü. Allah, o küfre sapanlar güruhunu (zorla) doğru yola iletmez. [bk. 9/40]

Yorum yok »

Henuz yorum yazilmamis.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URL

Yorum yaz